1000 count whites

sanıyorum otelciliğin en alt seviyelerinden biri. ve askerliğin olmazsa olmazlarından.
havalandırmak, germek, düzeltmek…. üzerinde bozuk paranın 3 kez sekebileceği kadar net, düzgün, gergin, bıçak gibi yapmak… yatağı.

çarşafı dört bir yanından şiltenin altına sıkıştırmak. üzerinde uyunmuş olsa bile, yatılmamışçasına kırışıksız görünmesini sağlamak. yastık kılıfındaki yanak izini silmek, bir iki patpat ile kabartmak, havalandırmak.

yorganın altındaki lastiksiz çarşafı güzelce sermek. üzerine koyulan yorganı o çarşaftan yaklaşık 30 cm alta gelecek şekilde yerleştirmek ve fazlalık kalan çarşafı üzerine katlamak.

the perfect bed.

yatılmamış gibi,
yaşanmamış gibi.
uyunmamış, uyanılmamış, sevişilmemiş gibi.

benim yatılmamış yatağım olmadı. her sabah uyandığım saniyede düzeltmesem bile, sabahın veya günün ilerleyen saatlerinde yatağı örtmeye, çarşafı hafifçe de olsa havalandırıp, yorganı üzerine çekmeye gayret ettim hep.

hani her bekarın ağzından düşmeyen “nasılsa akşam yine yatacağım” lafı bana pek yazmadı. gazetemi nasıl açılmamış, buruşturulmamış, okunmamış, kahvemi de taze çekilmiş seversem, yatağımı da örtülü sevdim.

gece yeniden açmayı, içine girip kıvrılmayı, yaz kış mutlaka yorganı üzerime çekmeyi, yüzüstü yatıyorsam ellerimi serin yastığın altına sokmayı, yan yatıyorsam battaniyeyi bacaklarımın arasına almayı…

her yiğidin yoğurt yiyişi hikayesi.

bir otel odasına girdiğimde ilk baktığım şeylerdendir yatak. üzerine oturup odayı oradan seyrederim mesela. en üstteki örtüyü sıyırır, mumunse battaniyeyi de kaldırır çarşaflara dokunurum. bundan birkaç sene önce palm springs’de çölün ortasında bir hyatt’ta kalırken, sadece çarşaflar için evimden taşınıp o otele süresiz misafir olmayı düşünmüşlüğüm var. iki gün odadan dahi adım atmadan yatak çarşaflarının içinde kendimi şımartmışlığım… herkes böyle hissetmiş olmalı ki, odada bulunan lüzumlu bilgiler ve oda servisi menüsü kitapçığının içinde “ çarşaflarımızdan satın almak istiyorsanız lütfen ekteki çarşaf kataloğumuza başvurun” yazıyordu.

otellerin el illet tarafı.. ne öğretiliyorsa bu otelcilik liselerinde… veya housekeeping eğitimlerinde… o lastiksiz çarşafı da lastikli çarşafmış gibi yatağın altına tıkmak. gece bacaklarınıza biraz özgürlük vermek istediğinizde, o ölümüne tıkılmış çarşaf bir türlü kurtulamaz hani esaretinden… siz de çıldırırsınız; kalkıp yatağı darmadağın edesiniz gelir (hissedenler bilmeyenlere anlatsın bir zahmet).

yeni müşteriyi veya evde geceyi tamamen örtülü karşılar yataklar. o gün yeni gelmiş müşteriye en edepli, en düzgün halini göstermek için, yatak örtüsü de, yastıklar da, çarşaf ta hazırolda durur.

örtü de, adı üstünde diyelim, ful örtülüdür yatağın ayıplarının üzerine.
fakat eğer biraz üst sınıf bir otelde ikamet ediyorsanız, “yatağınızı açmaya” gelirler yatmanızı uygun gördükleri saatten az önce. allah muhafaza, siz çarşafların arasına kayıp gitmeyi bilmiyorsanız, yolunuzu şaşırmayasınız diye gelip üst couvert denen örtüyü çıkarır, katlar, kenara koyar, üst çarşafla sarılı yorgan veya battaniyenin de de hafifçe kulağını kıvırırlar, aha işte buradan tutup açacaksınız gibi.

ipucudur.

ayak tarafından girmeyin; buyrun buradan sıyırın gibi.

amerika’da kullanıcı klavuzu da bırakmalılar aslında; az sonra içeceğiniz kahve sıcaktır kontenjanından!

kulağı kıvrık yatak, içine girilmeyi bekleyen yataktır işte. o gece içinde uyunması, rüyalar görülmesi, sevişilmesi, hayaller kurulması, ertesi günün planlanması gereken yataktır. kulak kıvrıksa, o yatağın müşterisi bilir orada kıvrılacağını. yatak karşılar, buyur eder… mutlu olur çarşaflarına değilince.

işte bugünlerde ben…..

o içine girip te kıvrılınası yatağı arıyorum.

içinde bekleyeni olan, sıcak nefesini boynuma bırakan, her ne şart altında girilmişse girilsin, vücut vücuda değince huzur veren…

“hah! tesadüfen gelmediniz, biz de zaten sizi bekliyorduk; ne iyi ettiniz de geldiniz, sizi özlemiştik” diyen yatağı.

uykuya davet eden, cenneti vadetmese de bir rüyayı vadeden, içinde sevdiğim olan yatağı.

uykuya dalarken huzuru, uyanınca perdenin açıklığından güneşin köşesini gören yatağı.

öyle arıyorum ki……

çarşafının kalitesi dahi umurumda değil…..

(ardı ardına gelen yatak resimleriyle bezeli yazılar… farkediyorum ki uykuya ve huzura özlemden……)